Bir önceki yazımda İstanbul Modern – Geç Olmadan Eve Dön sergisini yazmıştım. Bu yazımda ise son İstanbul Modern gezimden geriye kalanları anlatmaya devam edeceğim. Yok Olmadan ve Habitat sergilerinden. Umarım beğenirsiniz.
Yok Olmadan Sergisi
İstanbul Modern’de şu aralar devam eden sergilerden bir diğer “Yok Olmadan”. Yok olmadan denildiğinde sizin aklınıza ilk ne geliyor bilemiyorum ama bana ilk çağrıştırdıklarından biri doğa. İnsanoğlu tarafından günden güne tahrip edilerek bozulan doğal hayat ve ekosistem üzerine dikkat çekici çalışmalar bir araya getirilmiş. Sanatçıların dünyayla ilgili yaklaşımlarını ve izlenimlerini gözler önüne seren sergi, sergiyi gezenlerin de bu konuda düşünmesini sağlıyor.
Bafra ve Colombo’nun “doğaya özlemin, yaşanabilir bir dünyanın ve sürdürülebilir bir ekolojik dengeye duyulan arzunun tezahürü” olarak tanımladığı Yok Olmadan, insan ve yaşadığı çevre arasındaki ilişkiyi bir kez daha gözler önüne seriyor.
İşte bu sergiden benim dikkatimi çekenler.
Mario Merz’e ait olan eser doğada sıkça karşımıza çıkan salyangoz kabuğu biçiminde tasarlanmış. Bununla birlikte insan ilişkilerine vurgu yapan Merz, üzerindeki meyvelerle de mevsimsel değişimlere ve doğadaki döngüye dikkat çekmekte. Çünkü elmalar ne olursa olsun belirli bir zaman sonra çürümeye mahkumdur.
Bas Jan Ader’in yerçekimini ele alarak hazırladığı kısa video da bir diğer ilgi çeken yapıtlardan. Saman, kahve çekirdeği, pas ve daha fazlası. Kimyasal dönüşümlerinin zaman içerisindeki boyutları tahmin edilemeyen farklı nesneleri kullanan Canan Tolon’un eserleri görülmeye değer. Ve sergide benim en beğendiğim eserlerden biri olan Alper Aydın’ın çalışması ilgi çekici. Doğadaki akışı ve müdahaleleri farklı bir biçimde elen alan Aydın, elinde tuttuğu bir taşı, denizin içindeki bir taş gibi konumlandırır.
Sergideki birbirinden yaratıcı ve çarpıcı eserleri görmek isteyenleri İstanbul Modern’e davet edip bir diğer sergi Habitat’a da kısacık değinerek yazımı bitirmek istiyorum.
Habitat Sergisi
Habitat, bir organizmanın yerleştiği ve yaşamını sürdürdüğü ortam olarak tanımlanabilir. Her varlığın içinde bulunduğu ortamın geçirdiği değişikliklere ayak uydurabilmesi gerekmektedir. Varlığını sürdürebilmesi ve hayatta kalabilmesi ancak buna bağlıdır. Bu kavramlar üzerinden hareket eden Habitat sergisi, kentlerdeki değişimleri ve bireylerin çabalarını gözler önüne sermekte.