“Ziyaretçiler, çocuklarının ellerinden tutarak giriyorlar kapıdan içeri… Çıkarken, öteki ellerinden de kendi çocuklukları tutuyor!…” Sunay Akın böyle anlatıyor, büyüleci bir havaya sahip olan Oyuncak Müzesi için ziyaret edenlerin hissettiklerini.
Kadıköy Göztepe’nin sokaklarının birindeki, bu tarihi köşkün kapısından heyecanla girdim içeriye. Sunay Akın’ın çok önemseyerek oluşturduğu bu müzeye daha ilk adımımda farklı bir hava sardı etrafımı. İçimde hala büyümediğini ve oralarda bir yerlerde hep benimle birlikte var olduğunu bildiğim o küçük çocuğun ayakları yerden kesilmişti adeta. Muhteşem bir günün beni beklediğini daha o ilk saniyede fark etmiştim anlayacağınım.
İçeriye girince kapının hemen sol tarafında Tuncay Terzihanesi karşılıyor gelenleri. Sizi bilmem ama müzede beni en çok etkileyen köşeden birisi bu kısım oldu. Sunay Akın, babasını bir anlamda da böylece ölümsüz kılmıştı aslında.
Müzeyi gezerken oyuncak ayılara Teddy isiminin nereden geldiği, Charlie Chaplin’in oyuncağının şaşırtan hikayesini, oyuncakların nasıl propaganda aracı edildiğini ve çocuk eğitiminde oyuncağın ne kadar önemli olduğunu öğreniyorsunuz. Eğer hala gezmediyseniz en kısa zamanda gidip görmenizi tavsiye ediyorum.
Şimdi ise sizlere en ince ayrıntısına kadar düşünülmüş, içinde çok büyük emek barındıran Oyuncak Müzesi’nden birkaç oyuncak paylaşmak istiyorum. Belki böylece hala gitmemiş olanlarda bir istek uyandırabilirim.
Oyuncak Müzesi Gezisi

Müzenin giriş katındaki köşelerden biri 1900’lü yıllarda Türkiye’deki oyuncaklara ayrılmış. Oyuncak evler denilince benim aklıma hep peri masalları gelirdi. Onlar, hayal gücünün sonsuzluğu içinde oyunlarıma eşlik ederlerdi. Ancak Oyuncak Müzesi’nde karşılaştığım oyuncak evleri, şaşkınlık içinde incelediğimi itiraf etmek zorundayım. En ince ayrıntısına kadar düşünülerek, gerçek bir ev gibi yapılmış bu oyuncaklarla oynama isteğiyle dolup taştım.

Oyuncakların ne kadar büyük emek ve detay içerdiğinden bahsettim. Bunun en büyük örneği ve beni en çok şaşırtanlardan birisi de bu köşedeki oyuncaklardan biri oldu. Şimdi havadaki helikopterin kanadından Eyfel Kulesi’nin ayaklarına iniyoruz. Bu çekimimizde görünmeseler de arkadaki havuzda çok tatlı minik oyuncak adamlar bizi beklemekte.
“Büyükler için dar, tozlu ve karanlık bir yer olan tavan arası, çocuğa okyanus kadar derin, yeni bir oyuncak kadar temiz ve de gökyüzündeki yıldızlar kadar aydınlık görünür.” der Sunay Akın, Hayal Kahramanları kitabında. Tavan arasının kendisi için ve çocuklar için önemini anlatır. Ve Ayşegül Tavan Arasında, kitabındaki tavan arasının bir benzerini de Oyuncak Müzesi’ne yapar.
Henüz gidip gezmediyseniz ilk fırsatta bu masal diyarına ziyaret etmenizi öneriyorum.
Çevresindeki kentsel dönüşüm projesiyle birlikte Up (Yukarı Bak) filmindeki o şeker evi bu güzel köşke benzeten tek bir ben miyim acaba?








