İstanbul Modern biri fotoğraf sergisi olmak üzere üç geçici sergiye ev sahipliği yapıyor. Bunları sizin için gezdim. Üç ayrı yazımda bu sergileri anlatacağım. Bakalım benim aklımda bu sergilerden neler kalmış? Ele alacağım ilk sergi “Geç Olmadan Eve Dön” başlığı altında dünden bugüne konutları ele alıyor.
“‘Geç olmadan dönmemiz’ gereken yerin, mesleki tanımları ve kategorik ayrımları çeşitlidir. Ama zihnimizdeki anlamı tektir: Ev.” diyor serginin girişinde ev ile ilgili yapılan tanımlamanın bir kısmında. İçinde kendimizi güvende hissettiğimiz, nereye gidersek gidelim dönüp dolaşıp sonunda geri döneceğimiz tek yerdir aslında orası. Aslında gittiğimiz yer ne kadar iyi ve rahat olursa olsun dönmek için günleri saydığımız yerdir. Ve sanırım bir evi ev yapan asıl unsur da içindeki huzurdur. Ancak bu konuya bu yazımda fazla dalmayıp sergimize geri dönüyorum.
Geç Olmadan Eve Dön
İnsanın temel haklarından biri olan barınma hakkının bir karşılığıdır aslında ev. Bu tanımın en basit ve en sade haliyle tanımı da bence üstünde çatısı olan her yerdir ev. Adı farklılıklar -hane, yuva, yurt, mesken- gösterse de sonuç olarak hepsi insanın barınma hakkının bir parçasıdır. “Geç Olmadan Eve Dön” sergisi içerisinde geçmişten günümüze kentlerin içindeki evin geçirdiği değişim gözler önüne seriliyor. Sanayi Devrimi’den Tanzimat’a kadar ve günümüz Türkiyesi ele alınıyor.
Geçmiş zamanlarda gazete ve dergilerde evlerle ilgili yapılan afiş ve posterler de sergimizde yer almakta. Tıpkı günümüzde olduğu gibi.
Bu sergide en beğendiğim kısım karanlık odadaki video gösterimi. Farklı farklı evlerin içinden dışarıya bakarken buluyorsunuz kendinizi. İlk karede sadece cam ve dış çevre görünmekte. Daha sonra içerisinin aydınlanmasıyla görüntü değişiyor ve çok farklı bir anlam kazanıyor. Her görüntüde arkadaki sesler -siz duyamasanız da- de değişiyor. Bu da ortamın daha gerçekçi bir hal almasını sağlıyor.
Sergide evin bölümlerinin gösterildiği fotoğraf baskıları da yer almakta. Bunlardan biri merdivenler. Merdivenler evleri birbirine bağlarken ve kimi zaman da nereye ulaştığı insanda gizem uyandırırken bizi hep mistik bir aleme alıp götürüyorlar. En azından bizim için bu denli önemli oldukları için sergide merdivenlere de yer verilmiş olması bizi sevindirdi.
Serginin içinde tanıdık kapı zillerini duyabilmeniz de mümkün. Kurulan bir düzenekle düğmelere bastığınızda her birinden farklı kapı zilleri duyulmakta.
Merdiven olur da evin diğer bölümleri olmaz mı? Olur tabi ki. Merak etmeyin hiçbiri unutulmamış. Mutfak, oturma odaları, banyo, çocuk odası, yatak odası ve evin en güzel bölümlerinden biri bahçe. Her birini gösteren fotoğraflar sergilenmekte.
Serginin bir güzel tarafı da içerisinde evin geçtiği edebi eserlerin derlenmesi olmuş. Kimler kimler yok ki? Halide Edip’ten Orhan Veli’ye bir çok yazar ve şairin eseriyle birlikte kapı anahtar delikleriyle tokmakları sergilenmekte.
1 Yorum