Ankara , Cermodern Sanat Merkezinde 9 Ocakta başlayıp 10 Nisan’a kadar devam edecek olan Abbas Kiarostami sergisi yazımı siz sanatseverler için hazırladım. Kiarostami’nin 43 fotoğrafının ve çeşitli sözlerinin bulunduğu sergide hoş ve keyifli bir sanat yolculuğa çıktım. Yazımı okurken sizin de hoşça vakit geçireceğinizi umut ediyorum. O zaman lafı daha fazla uzatmadan Abbas Kiarostami’yi şöyle bir tanıyalım.
Abbas Kiarostami
22 Haziran 1940 doğumlu İranlı yönetmen Abbas Kiarostami aynı zamanda senarist ve yapımcılıkta yapmaktadır. 1970’li yıllardan günümüze 40’tan fazla film işi ile uğraşmıştır. Köker Üçlemesi, Kirazın Tadı ve Rüzgar Bizi Sürükleyecek filmleriyle pek çok başarıya imza atmıştır. 1960’lı yılların sonunda başlayan İran Yeni Dalgası akımının yönetmenlerinden biridir. Bu akımın sineması politik ve felsefi konular üzerine, şiirsel diyaloglar ve alegorik hikaye anlatımı tarzını benimsemişlerdir.
Sanatla ilk tanışması resim üzerine olmuştur. Tahran Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinde resim ve grafik tasarım üzerine eğitim almıştır. İlerleyen yıllarda reklamcılık alanında çalışmış, 150’ye yakın reklam filmi çekmiştir. Filmlere jenerik hazırlarken aynı zamanda çocuk kitapları için de çizerlik yapmıştır.
1979 İslam Devrimi sonrasında ülkeyi terk eden pek çok yapımcı ve yönetmenin aksine ülkesinde kalmayı tercih ederek milli kimliğinin yönetmenliğini geliştirdiğine inanmıştır. Bu durumu şu sözlerle dile getirmiştir.
‘Bir ağacı kök saldığı yerden ayırıp başka bir yere taşırsanız ağaç meyve vermez olur. Verse de kendi yerindeyken vereceği meyve kadar güzel olmaz. Bu doğanın kanunudur. Ben de ülkemi terk etmiş olsaydım o ağaç gibi olurdum’.
Abbas Kiarostami
Kiarostami için görüntü her zaman önemlidir. O kelimelerle değil adeta görüntülerle düşünür, iletişim kurar. Bunu da çok güzel bir şekilde şöyle açılar:
“Başlangıçta kelime vardı denir, ama benim için başlangıç her zaman bir görüntüdür. Ne zaman bir sohbet hakkında düşünsem, hep bir görüntüyle başlar. Ve fotoğrafın en sevdiğim tarafı tek bir anın yazıtı olmasıdır : tamamen fanidir. Bir fotoğraf çekersin ve bir saniye sonra, her şey değişmiştir.”
Abbas Kiarostami
Genel olarak siyah – beyaz pozladığı fotoğraflarına doğayı konu etmeyi seçer Kiarostami. Doğal yaşamı ve bunun içindeki insanları bütün çıplaklığı ve güzelliğiyle gözler önüne serer.
“Benim filmlerimde konumlanan doğa, fotoğraflarımda da görülebilir, aslında filmlerimin fotoğrafıma daha yakın olmasını ve hikaye anlatımından daha uzakta olmasını isterim. Her ikisinin farklı mecralar olduğu doğrudur, ancak benim görüşüme göre en ideal durum bu iki mecranın, -fotoğraf ve sinema-, birbirine en yakın olduğu durumdur.”
Abbas Kiarostami
Kiarostami’nin bir diğer önemli özelliği ve fotoğraflarında bizi en fazla etkileyen unsur ise adeta üç boyutlu fotoğraflarla içine sürükleyip bize o anı yaşatmasıydı. Verdiği derinlikle kendinizi fotoğraftaki pencereden dışarıyı seyrederken düşünebiliyor veya ışık oyunlarıyla, kırılmalarıyla kendinizi o duvarın altında buluveriyorsunuz.
“Işık: her şeyin üzerinde en büyük ressam ve fotoğrafçıdır. Yaşamımızın her bir anında farklı bir görüntü, farklı bir resim görürüz.”
Abbas Kiarostami